Dünya Sineması // DANNA GARCIA


Duyurular

Hola!!! Que felicidad poder dirigirme a ustedes a si sea por medio de este mensaje. Me emociona mucho ver todas las cosas tan especiales que comparten conmigo. Me Siento bendecida gracias a ustedes por tanto cariño. Ustedes son mi mayor apoyo e inspiración.

Gracias por alegrarme todos los dias, los quiero mucho, mucho... Para mi siempre estan presentes, nunca los olvido.

Les deseo un maravilloso 2009 lleno de sueños hechos realidad.

Para mis mejores amigos siempre...

Danna Garcia - Maybelline New York

Mouse Over this Box to stop text from Scrolling! Danna Garcia....

Menüler

Diğer Siteler

    Arkadaşlarım

Sayaç

  • 17918
dannagarcia // Dünya Sineması
DÜNYA SİNEMASINDAN BAZI OYUNCULAR..
Bruce Willis   
1988 yapımı " Die Hard " ( Zor Ölüm ) ile Hollywood'un vazgeçilmez kahramanları arasına giren Willis, oynadığı filmlerin yanı sıra Demi Moore'la olan çalkantılı evliliği ile de sürekli gündemde kalmayı başarıyor. Arnold Schwarzeneger ile Slyvester Stallone gibi oyuncuların başını çektiği, kasla kaplı bir vücut , tek heceli kelimeleri aşamayan konuşma kabiliyeti ve olabildiğince zayıf duygusallık gibi özelliklere sahip kahraman tiplemesinin dışında farklı bir portre çizen Bruce Willis, sinema dünyasındaki başarısını daha ziyade o korkusuz ve atılgan bakışlarını çocuksu ve oldukça seksi gözüken gülümseyişi ile bütünleştirebilmesine borçlu.
Babası ordu görevlisi olan Willis, dört kardeşin en büyüğü olarak Almanya'nın Idar-Oberstein bölgesinde dünyaya geldi. 1957 yılında babasının görevinin sona ermesi üzerine ailesiyle birlikte Amerika'ya yerleşti. Okul yılları boyunca oldukça aktif olan Willis, öğrenci konseyinin başkanlığının yanı sıra çeşitli drama kulüplerinde görevler alıyordu. Üniversiteye gitmek yerine hemen iş hayatına atılmayı tercih eden aktör, Du Pont adlı bir fabrikada ulaştırma görevlisi olarak işe başladı. Fabrikada yaşanan bir iş kazasıyla birlikte geleceğe dair beklentileri ve umutları olduğunu fark eden Willis, hayatının geri kalanını mavi gömlekli bir işçi olarak geçirmemeye karar verdi. Blues müziğine karşı duyduğu sevgi onu R&B adlı bir lokalde armonika çalmaya yöneltti. Daha sonraları çeşitli yerlerde güvenlik görevlisi olarak çalışan Willis, tiyatroya olan merakının tekrar canlanması üzerine Montclair Devlet Koleji'nde drama eğitimi almaya başladı. Bir süre Broadway oyunlarında yer aldıktan sonra yeteneğini sinemada kullanmaya karar verdi ve Manhattan'ın yolunu tuttu.
New York'taki ünlü oyuncuların mekanı olarak ünlenen Cafe Central'da çalışan Willis, korkusuzca bir filmde rol kapmanın yollarını aradı. En sonunda iyi bir fırsat yakalamayı başaran aktör, acemiliğini " Heaven and Earth "te yendikten sonra ilk önemli çıkışını Sam Shepard'ın 1984 yapımı " Fool for Love " adlı filminde gerçekleştirdi. Miami Vice adlı dizinin bir bölümünde CIA bağlantılı bir tetikçiyi canlandırdıktan sonra ulusal anlamdaki ününü Levis 501 reklamlarıyla yakaladı.
" The Verdict " ve " The First Deadly Sin " gibi filmlerde oynadıktan sonra Los Angeles'a geçen aktör, 1985 yılında Madonna'nın da yer aldığı " Desperately Seeking Susan " adlı filmde rol aldı. Buradaki macerası da kısa süren Willis, New York'a geri döndü ve ABC kanalının yeni dizisi " Moonlighting"de oynamaya başladı.
1987 yılında " Stakeout " adlı filmde birlikte oynadığı Demi Moore ile Blake Edward'ın " Blind Date " filmini bitirdikten sonra evlenen Bruce Willis, Hollrwood'daki starlık mertebesine " Die Hard " ile adım attı. Filmin hem eleştirmenler safında tutulması hem de gişede yapımcıların yüzünü güldürmesi ile bir anda aranan yıldızlar arasına girdi. Bu filmin ardından yükselişe devam eden aktör, 1989 yılında " Look Who's Talking " filminde bir bebeği seslendirdi. Aynı sene " Die Hard 2 "de oynayadıktan sonra " Bonfire of the Vanities " ile " Billy Bathgate " gibi vasatı geçmeyen filmlerde göründü. Senaryosu kendi yazdığı bir öyküye dayanan " Hudson Hawk " usta bir mücevher hırsızını canlandıran aktör, gişe başarılı bir diğer filmi " The Last Boy Scout "ta oynadı.
Oynadığı her filmi seyirci tarafından tutulması ile Hollywood yapımcılarının kazançlı bir yatırım olarak gördükleri Bruce Willis, " Striking Distance " ile bu ününe gölge düşürdü. " Death Becomes Her " ve " North " gibi seyirciyi sürükleyemeyen filmlerle değer kaybeden oyuncu, 1994 yılında Quentin Tarantino imzalı " Pulp Fiction " ile muhteşem bir dönüş yaptı. Kaybetmesi için anlaşma yaptığı mafyayı dolandırarak sevgilisi ile kaçmayı planlayan bir boksörü canlandıran Willis, bu filmle yakaladığı trendi " Nobody's Fool " devam ettirdi.
1995 yılında Brad Pitt ile birlikte rol aldığı " Twelve Monkeys " ile serinin üçüncü filmi " Die Hard a Vengeance "ın gişedeki başarısı ile yeniden vazgeçilmezler arasına dahil olan aktör, iki yıl sonra Luc Besson'un " The Fifth Element "inde Millia Jovovich ile başrolü paylaştı. 1998 yazının hit filmlerinden " Armageddon " filminde dünyaya çarpmak üzere olan meteoru yok etmek için kendini feda eden bir babayı canlandırdı.
1998'in haziran ayında uzun bir süredir magazin dünyasını meşgul eden evlliliğine son noktayı koyan aktör, Demi Moore'suz devam eden yaşamının ilk filmi " The Sixth Sense"te hayaletler gördüğünü iddia eden küçük bir çocuğa yardımcı olmaya çalışan bir psikologu canlandırdı.
Filmin beklenmedik bir şekilde gösterdiği gişe başarısıyla oynadığı her filmi kazandıracağını ispat eden Bruce Willis, son olarak Alan Rudolph'un Kurt Vonnegut'un aynı adlı romanından uyarladığı ve başrolde Nick Nolte'nin de yer aldığı " Breakfast of Champions "adlı filmde rol adlı. Son olarak "The Story of Us"la seyircinin karşısına çıkan Bruce Willis, en son olarak M.Night Shyamalan'ın "Unbreakable" filminde oynadı.

Filmografi:
2000 - Unbreakable
1999 - The Story of Us
1999 - The Sixth Sense
1999 - Breakfast of Champions
1999 - Franky Goes to Hollywood
1998 - The Siege
1998 - Armageddon
1998 - Mercury Rising
1997 - The Jackal
1997 - The Fifth Element
1996 - Last Man Standing
1995 - Twelve Monkeys
1995 - Die Hard: With a Vengeance
1994 - Nobody's Fool
1994 - Pulp Fiction
1994 - Color of Night
1992 - Death Becomes Her
1992 - The Player
1991 - The Last Boy Scout
1991 - Hudson Hawk
1991 - Billy Bathgate
1991 - Mortal Thoughts
1990 - The Bonfire of the Vanities
1990 - Die Hard 2
1990 - Look Who's Talking Too
(seslendirme)
1989 - In Country
1989 - Look Who's Talking
(seslendirme)
1988 - Die Hard
1988 - The Return of Bruno
1988 - Sunset
1987 - Blind Date
1987 - Moonlighting ( TV dizisi )
Angelia Jolie   
25 yaşında. Iki Altın Küre, bir de Oscar ödülü var. Bıçak kolleksiyonculuğu yapıyor; dokuz tane de dövmesi var. Bir dövmesinde "Kafesler içinde tutulan, çılgın kalpliler için bir dua..." diye yazıyor. Bu cümlenin kendi hayatını özetlediğini düşünüyor... Angelina Jolie... Beş yıl önce adını bile duymadığımız genç oyuncu, Denzel Washington, Nicolas Cage, Winona Ryder gibi oyuncularla başrol paylaşıyor; yeni roller için Catherine Zeta Jones ve Meg Ryan gibi oyuncularla yarışıyor; bir Oscar ödülü aldı bile ve şu anda çekimleri devam eden ünlü "Tomb Raider" filminde Lara Croft'u canlandırıyor. 25 yaşındaki kadın az zamanda bu kadar işi nasıl başardı? Gazete ve dergilere şöyle bir bakacak olursanız şu bilgileri edinirsiniz:
"Eskiden mankendi. Oscarlı oyuncu Jon Voight'un kızı. 'Trainspotting' filminden Johnny Lee Miller ile evlenip boşanmıs. Şimdi Billy Bob Thornton ile evli. Bıçaklara ve dövmelere özel bir ilgi duyuyor. Tam dokuz tane dövmesi var... "Jolie, doğrusunu isterseniz, bıçak ve dövme merakına uyan, "tehlikeli" rollerle adını duyurdu. Bu filmlerde oynarken de skandallardan kaçınmadı. "The Bone Collector / Kemik Koleksiyoncusu"nda bir katilin peşindeki polisi canlandırırken "karanlık ve pis kokan", fareli tünellerde dolaşması gerekti.
"Girl, Interrupted"da bir sosyopatı canlandırıyordu; canlandırdığı karakter çığlık çığlığa bağırırken, yatağa bağlanarak şok tedaviden geçirildi. Ilk kocası Johnny Lee Miller ile evlenirken, damadın adını kendi kanıyla sırtına yazdı. Bu konuda "Evleniyoruz işte. Insan düğününü özel hale getirmek için birazcık fedakarlıkta bulunabilir" dedi.
Yeni kocasi Thornton ile beraber rol aldığı "Pushing Tin"de soyunması gerekti. Bu konuda "Bence çıplaklık hiç de rahatsız edici bir sey değil. Ayrıca kendi göğüslerimi öyle müthiş filan bulmuyorum" diye konuştu. "Gone in 60 Seconds / 60 Saniye" filminde de Ferrariler'e özel ilgisi olan bir araba hırsızını canlandırıyor. Angelina Jolie'nin dövmelerinden birinin kişiliğini de özetlediği söyleniyor. Tenessee Williams'in şiirlerinden birinden alınmış olan bu cümle şöyle: "Kafesler içinde tutulan, çılgın kalpliler için bir dua..." Jolie bu konuda ise "Evet, benim kişiliğimi özetliyor, ama o dövmeyi biraz herkes için yaptırdım.
Kimse tamamen özgür değil. Herkesin yüreğinin bir yerinde o çılgınlık var. Onu dışarı çıkartamıyorlar, istediklerini yapamıyorlar veya olmak istedikleri kişiyle barışık değiller. Bu dövme hepimiz için..." diye anlatıyor.Açıkçası medya Jolie'ye, dövmelerine ve canlandırdığı karakterlere bayıldı; yakasını kolay kolay bırakmayacağa benziyorlar.
Medyanın ona bu kadar ilgi göstermesiyle ilgili olarak da "Biliyor musunuz? Bence hepiniz biraz garipsiniz. Bütün medya kafayı mı yedi ne? Açıkçası, kendimle ilgili duyduğum hikayelerdeki yaratıcılık beni şaşırtmaya devam ediyor" diyor...
Filmografi:
2001 - Tomb Raider
2000 - Original Sin
2000 - Gone İn Sixty Seconds
1999 - Girl, Interrupted
1999 - The Bone Collector
1999 - Pushing Tin
1998 - Playing by Heart
1998 - Hell's Kitchen ( TV filmi )
1998 - Gia ( TV filmi )
1997 - Playing God
1997 - George Wallace ( TV filmi )
1997 - True Woman ( TV dizisi )
1996 - Love Is All There Is
1996 - Foxfire
1996 - Mojave Moon
1995 - Hackers
1995 - Without Evidence
1993 - Cyborg 2: Glass Shadow
1992 - Lookin'to Get Out

Merly Streep   
Birçok film eleştirmeni tarafından yaşayan en büyük kadın oyuncular arasında sayılan Meryl Streep, bu zamana kadar 11 defa aday gösterildiği Akademi Ödülü içinden yalnızca iki tanesinin sahibi olabildi.
İlk önceleri Beverly Sills'in şefinden opera dersleri alan New Jersey'li oyuncu, ilgi duyduğu oyunculuğa yönelerek Yale Üniversitesi'nin drama bölümünden mezun oldu. İlk filmi " Julia " ( 1977 ) ile beklenmedik bir performans sergileyen Streep, bir sonraki sene " The Deer Hunter " daki rolü ile Oscar'a aday gösterildi. İlk seferinde başarılı olamayan oyuncu, Dustin Hoffman ile başrollerini paylaştığı " Kramer vs. Kramer ( Kramer Kramer'e Karşı, 1979 ) " ile Akademi Ödülü'nün sahibi oldu. Başarısının raslantısal olmadığını, 1982 yılında gösterime giren " Sophie's Choice " da canlandırdığı Nazi kampında odasına kapanmış bir anne karakteri ile ikinci kez Oscar'ı kazanarak kanıtladı.
Çok farklı kadın karakterleri üstün bir oyunculukla canlandıran Streep, 10 yıl içerisinde sinema tarihinin unutulmaz filmlerinde boy gösterdi: " Silkwood " ( 1983 ); " Out of Africa " ( 1985 ); " Ironweed " ( 1987 ) ve " A Cry in the Dark " ( 1988 ) gibi filmlerle Oscar'a da aday gösterilen ünlü oyuncu bunun dışında, " The French Lieutenant's Woman ", " Postcards From the Edge " filmleri ile de Oscar'a uzanmayı denemiş, fakat başarılı olamamıştı.
1990'larla birlikte kendisine uygun roller bulamayan Streep, eski günleri arar bir hale geldi. Fakat 1995 yılında Clint Eastwood'un evli aşığını oynadığı " The Bridges of Madison County " ile bu inişe dur dedi. Bir sonraki sene mirasyedi bir kadını canlandırdığı " Marvin's Room " ile izleyicilere kendini tekrardan hatırlatan Streep, oyunculuğun dışına çıkarak yapımcılığa soyundu.
1997 yılında televizyon için çekilen " ...First Do No Harm " filminin yapımını üstlendi. İki sene süren bir ayrılıktan sonra tekrar sinemaya dönmeye karar veren Streep , William Hurt ve Renee Zellweger gibi oyuncuların yer aldığı " One True Thing " filmindeki performansıyla bir kez daha Oscar'a aday gösterildi. Brian Friel'in Tony Ödüllü aynı adlı oyunundan Pat O'Connor tarafından uyarlanan " Dancing at Lughnasa " filminde oynadı.
Son olarak Roberta Guaspari-Tzavaras'ın gerçek bir yaşam öyküsüne dayanan " Music of the Heart " ile En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar'a aday gösterildi. Sinema kariyerinde 12. kez Oscar adaylığına hak kazanan Meryl Streep, bu özelliğinden dolayı Oscar tarihinde Katharine Hepburn ile birlikte ayrı bir konuma sahip.

Filmografi:
1999 - Music of the Heart
1998 - One True Thing
1998 - Dancing at Lughnasa
1998 - Chrysanthemum
( Anlatıcı olarak )
1998 - Eternal Memory: Voices from the Great Terror
( Anlatıcı olarak )
1997 - First Do No Harm
( TV filmi )
1997 - Assignment: Rescue
( Anlatıcı olarak )
1996 - Marvin's Room
1996 - Before and After
1995 - The Bridges of Madison County
1995 - The Living Sea
( Anlatıcı olarak )
1994 - A Century of Woman
( TV dizisi )
1994 - The River Wild
1993 - The House of the Spirits
1992 - Death Becomes Her
1991 - Race to Save the Planet
( TV dizisi )
1991 - Defending Your Life
1990 - Postcards from the Edge
1989 - Rabbit Ears: The Fisherman and His Wife
( Anlatıcı olarak )
1989 - She-Devil
1988 - A Cry in the Dark
1987 - Ironweed
1986 - Heartburn
1985 - Out of Africa
1985 - Plenty
1984 - Falling in Love
1984 - In Our Hands
1984 - Rabbit Ears: The Velveteen Rabbit
( Anlatıcı olarak )
1983 - Silkwood
1982 - Sophie's Choice
1982 - Still of the Night
1981 - The French Lieutenant's Woman
1981 - Alice at the Palace
( TV filmi )
1979 - Manhattan
1979 - Kramer vs. Kramer
1979 - The Seduction of Joe Tynan
1979 - Uncommon Women... and Others ( TV filmi )
1978 - Holocaust ( TV dizisi )
1978 - The Deer Hunter
1977 - The Deadliest Season
1977 - Secret Service ( 1977 )
( TV filmi )
1977 - Julia
Marilyn Monroe   
Hollywood' un gelmiş geçmiş en meşhur aktristi olan Marilyn Monroe, 1926 yılında Haziran ayının ilk gününde dünyaya geldi. Asıl adı Norma Jeane Mortenson olan Monroe, babasının kim olduğunu öğrenme fırsatı bulamamış. Doğumuna çok az bir süre kala bir motosiklet satın alıp San Fransisco’ya giden babası, bir daha hiç geri dönmemiş. Birçok erkekle birlikte olan annesi Gladys, kızına babasından önceki aşkı Baker' ın ismini vermiş. Oldukça çekici bir kadın olan Gladys, RKO stüdyolarında film kesici olarak çalışıyormuş. Annesinin ağır bir sinir hastalığına yakalanarak hastaneye kaldırılması, Monroe’nun bundan sonraki yaşamını yetimhanede geçirmesine neden olmuş.
1942 yılında henüz 16 yaşında olan Monroe, uçak tamircisi olan 21 yaşındaki James Doughtery ile evlendi. Dört yıl süren evliliğin ardından modellik yapmaya başladı. Altın sarısı saçları ve seksi gülüşüyle yarı çıplak pozlar veren Monroe, çekimler sırasında RKO' nun başkanı Howard Hughes’un dikkatini çekti. Hughes' un teklifi üzerine sinemaya transfer olan Monroe, daha büyük ve prestijli bir işte çalışma fırsatı yakaladığını düşünür. Altı aylık süre için hafta başına 125 dolar alacak olan yıldız, 1947 yılında ilk filmine imza attı.
1948 yılında unutulmaz filmlerinden birini gerçekleştiren Monroe, - Scudda Hoo! Scudda Hey - adlı filmde rol aldı. Filmdeki üç kısa sahnesinden ikisinde yarı çıplak bir halde görünen aktris, aynı yıl içerisinde daha iyi bir rolde oynama fırsatı yakaladı. - Dangerous Years - filmindeki Evie karakterini canlandıran Monroe, filmin başarısız olması üzerine büyülü ekrandan bir süre için ayrı kaldı. Fox şirketinin kendisiyle yeni bir kontrat yapmamasından dolayı boşta kalan aktris, bir yandan modelliğe devam ederken diğer yandan da oyunculuk dersleri almaya başladı.
Columbia stüdyolarının 1948 yapımı - Ladies of the Chorus - adlı kısa filminde iki kez şarkı söyleme fırsatı bulan Monroe, filmdeki Peggy Martin rolüyle eleştirmenlerin dikkatini çekti. Columbia şirketinden de olumlu yanıt alamayan aktris, tekrar modelliğe döndü. 1949 yılında karşısına yeni bir fırsat daha çıkan Monroe, United Artist' in - Love Happy - filminde rol aldı. Aynı yıl birçok takvime çıplak pozlar veren güzel yıldız, 1953 yılında Playboy’a kapak oldu.
1950 yılı Monroe için güzel bir yıldı. Aktris, oynadığı iki filmdeki kısa rolleriyle ilgi çekmeyi başardı. - The Asphalt Jungle - ve - All About Eve - filmlerinde oynayan Monroe, daha sonra pek çok dalda Oscar’a aday gösterilen bu filmlerin aptal sarışını olarak anıldı. 1951 yılında - Love Nest - filminde bu sefer oyunculuğuyla ön plana çıkan Monroe, seksi imajına eklediği masumiyetle bir anda hayran kitlesini ikiye katladı.
Ertesi yıl - Don' t Bother to Knock - filminde akli sorunları olan bir bebek bakıcısını canlandıran Monroe, daha sonra oynadığı - Monkey Business - deki platin sarısı saçlarıyla ticari filmler için iyi bir para kaynağı olduğunu gösterdi. Aynı yıl içerisinde beyzbol yıldızı Joe DiMaggio ile birlikte olan Monroe, kariyerinde giderek yükselmeye başladı. Betty Grable, Lauren Bacall ve Rory Calhoun gibi usta oyuncularla birlikte - How to Marry a Millionaire - filminde rol alan aktris, her ne kadar diğer oyuncuların yanında fazla dikkat çekmese de güzelliğiyle box office’e oynayan her filmde vazgeçilmez olduğunu ispatladı.
1954 yılının Ocak ayında Joe DiMaggio ile evlenen Monroe, ertesi yıl tüm zamanların en komik filmlerinden biri olan - The Seven Year Itch - de rol alarak komedi yönünü keşfetti. Evliliğini sekiz ay sonra noktalayan aktris, oynayacağı iki filmin yapım şirketleri tarafından iptal edilmesiyle birlikte bir süre ekrandan uzak kaldı.
1956 yapımı - Bus Stop - daki performansıyla eleştirmenleri, dramatik bir rolün üstesinden gelebileceği konusunda ikna eden Monroe, aynı yıl ünlü oyun yazarı Arthur Miller ile evlendi. Ertesi yıl İngiltere’ye giden aktris, - The Prince and the Showgirl - adlı filmde rol aldı. Filmler her ne kadar iş yapsa da fazla ağır bulunduğu için seyircinin beğenisini kazanamadı.
1958 yılında adını en çok duyuran komedi filmi - Some Like It Hot - da Tony Curtis ve Jack Lemmon ile birlikte oynayan Monroe, güzelliği ile yine insanları büyüledi. İşsiz kalan iki genç adamın kadın kılığına girerek kızlar bandosunda iş bulmasını konu alan film yılın en iyi iş yapan filmi olurken pek çok filme esin kaynağı olan Hollywood klasikleri arasına girdi.
1960 yılında kocası Arthur Miller’dan boşanan aktris, George Cukor' ın - Let’s Make Love - adlı filminde Tont Randall ve Yves Montand ile başrolü paylaştı. Monroe, filmin çekimleri sırasında Montand ile kısa süreli bir aşk yaşadı.
1961 yapımı " The Misfits " ile bitirilmiş son filmine imza atan Monroe, filmden hemen sonra kalp krizi sonucu hayata veda eden Clark Gable ile oynadı. Bir western olan filmde hem seyircileri hem eleştirmenleri memnun eden bir performans ortaya koyan aktris, ertesi yıl - Something’s Got to Give - adlı filmde oynamaya karar verdi. Fakat tam bu sırada şiddetli bir ateşe yakalanan Monroe, yüksek dozda yatıştırıcı ilaç alarak hayata gözlerini yumdu. Daha 36 yaşında olan aktris, yatağına uzanmış bir halde ölü olarak bulundu.
Kariyeri boyunca 30 kadar filmde oynayan Marilyn Monroe, sinemada bir efsane haline gelerek tarihin unutulmaz isimlerinden biri haline geldi.

Filmografi:
1961 - The Misfits
1960 - Let’s Make Love
1959 - Some Like It Hot
1957 - The Prince and the Showgirl
1956 - Bus Stop
1955 - The Seven Year Itch
1954 - River of No Return
1954 - There’s No Business Like Show Business
1953 - How to Marry a Millionaire
1953 - Gentleman Prefer Blondes
1953 - Niagra
1952 - Clash By Night
1952 - Don’t Bother to Knock
1952 - Monkey Business
1952 - O.Henry’s Full House
1952 - We’re Not Married
1951 - As Young As You Feel
1951 - Hometown Story
1951 - Let’s Make It Legal
1951 - Love Nest
1950 - All About Eve
1950 - The Asphalt Jungle
1950 - The Fireball
1950 - Right Cross
1950 - A Ticket to Tomahawk
1949 - Ladies of the Chorus
1949 - Love Happy
1948 - Scudda Hoo! Scudda Hey!
1948 - The Shocking Miss Pilgrim
Tunalım..

devamı ..

yorum ( 0 )
28.09.2007 06:07:22
Kategori: Dünya Sineması